Yabancı Boşanma Kararının Tanınması

2. Hukuk Dairesi 1997/8719 E., 1997/12159 K.
BOŞANMA

DERDESTLİK

EVLİLİK BAĞINA İLİŞKİN KARARLARIN TANINMASI

YABANCI MAHKEMEDE AÇILAN DAVANIN DERDESTLİĞİ

“İçtihat Metni”
T.C.
Y A R G I T A Y
2.Hukuk Dairesi

Sayı :
ESAS KARAR
97/8719 97/12159
11.11.1997

Y A R G I T A Y İ L A M I

Özet :Bir Türk’ün uzun süreli de olsa yabancı bir ülkeye gitmesi
ikametgahını o ülkeye naklettiği sonucunu doğurmaz.
Yabancı unsurlu davalarda usul hukuku yönünden hakimin kanunu
uygulanır. Yabancı bir mahkemedeki davanın derdest olduğu yönündeki itiraz
Türk Usul Hukukuna göre çözümlenmelidir.
Evlilik bağına ilişkin kararların tanınması hakkındaki sözleşme
uyarınca yabancı mahkemede derdest boşanma davası olduğu ileri sürülürse en
az bir yıl süre verilip o davanın sonucu beklenmelidir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli
mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki
istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden vekili Av. Ü. G.
ile karşı taraf vekili Av. İ. B. geldi. Gelenlerin konuşması
dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan
sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup
gereği görüşülüp düşünüldü.
2675 sayılı yasanın 13. maddesi, boşanma ve ayrılık sebepleri ile
hükümleri hakkında eşlerin müşterek milli hukuklarının uygulanacağını
öngörmüştür. 28. madde ise, Türkiye’de ikametgahı bulunmayan Türk
vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davaların, ikamet ettikleri ülke
mahkemesinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de, yer itibariyle
yetkili mahkemede, bulunmaması halinde ilgilinin sakin olduğu yerde,
Türkiye’de sakin değilse, Türkiye’deki son ikametgahı mahkemesinde, o da
yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir Mahkemelerinden birinde görüleceğini hükme
bağlamıştır.
Taraflar Türk olan boşanma davasında her an için yetkili bir Türk
Mahkemesinin bulunması imkan dahilindedir. Her Türk Türkiye’de ikametgahının
veya sonradan ikametgah edindiği yerin nüfus memurluğuna kendisini yazdırmaya
mecburdur. (MK. Md. 4) Kural olarak nüfusa kayıtlı olunan yer ikametgahtır.
Kadının ikametgahı da kocanın ikametgahıdır. (MK. Md. 21) Bir Türk’ün uzun
süreli bile olsa başka ülkeye gitmiş olması ikametgahını o ülkeye naklettiği
sonucunu hasıl etmez.
Türk vatandaşının boşanma konusunda Türk mahkemesi yanında yabancı
mahkemede de dava açması imkan dahilindedir. Yabancı mahkemeden alınan ilamın
yerine getirilmesi için Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki
Kanunun 34-44. maddelerine göre tanınması veya tenfiz edilmesi şartına
bağlıdır.
Boşanma davasının hem yabancı mahkemede, hem de Türk mahkemesinde
açılması durumunda derdestlik sorunu ile karşı karşıya gelinmiş olunur.
Yabancı unsurlu davalarda yargılama ile ilgili sorunlar hakimin hukukunun
uygulanması ile çözümlenir. (Lex Fori) Kuralın temelinde kamu düzeni esası
bulunmaktadır. Derdestlik itirazı Türk Usul Hukuku yönünden ilk
itirazlardandır (HUMK. Md. 187). Davanın başında esasa girişilmeden önce
ileri sürülmesi zorunludur. Bunların neler olduğu, ileri sürülme şekli ve
zamanı inceleme biçimi yasada gösterilmiştir.
Bir davanın derdest olabilmesi için, her iki davanın tarafları,
konuları (müddeabihleri) ve dava sebeplerinin (dayanılan maddi vakaların)
aynı olması gerekir.
Evlilik bağına ilişkin kararların tanınması hakkındaki sözleşmeyi
(14.9.1975 tarihli Resmi Gazete) ülkemizde 14.9.1975 tarihinde kabul
etmiştir. Sözleşmenin birinci maddesinde “akit devletlerden birinin evlilik
bağının zevaline, gevşetilmesine, varlığına veya yokluğuna geçerliliğine veya
butlanına ilişkin olarak verilmiş her kararın akit devletlerde de karar
verilen devletteki kudreti ile tanınacağı” belirtilmiştir. 10. maddesinde de
”Akit devletlerden birinin makamı önünde daha önce, evlilik bağının zevaline,
gevşetilmesine, varlığına veya yokluğuna, geçerliliğine veya butlanına
ilişkin bir istemde bulunmuşsa, diğer akit devletler makamları, aynı konuda
ve aynı sıfatı taşıyan, aynı taraflarla ilgili olup önlerine getirilen her
istemin esası hakkında karar vermekten sarfınazar edeceklerdir. Bununla
beraber sonradan başvurulmuş merci en az bir yıllık bir süre tesbit yetkisine
sahip olacak ve bu süre sonunda esas hakkında henüz bir karar verilmemişse,
kendisi karar verecektir” biçiminde bir düzenlenme yer almaktadır. Amaç her
iki ülke makamlarından farklı kararların çıkmasını önlemek, bunun yanında
işin sürüncemede bırakılmasına da engel olmaktır. Sözü edilen anlaşma
onaylandığına göre artık bir iç hukuk kuralı haline gelmiştir. (Anayasa. Md.
90)
Taraflar Türk vatandaşıdırlar. Davalı Türk mahkemesinde açılan davada
derdestlik itirazında bulunmuştur. Derdest olduğu ileri sürülen ülke de
”Evlilik bağına ilişkin kararların tanınması hakkındaki sözleşmeye”
katılmıştır. Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde
derdest davanın olup olmadığını öncelikle tesbit etmek derdest davanın
varlığının kabulü halinde sözleşmenin 10/2 maddesi hükmü gereğince işlem
yapmaktan ibarettir.
İnceleme konusu olayımızda ise; derdest olduğu ileri sürülen Alman
Mahkemesindeki dava, koşulları bulunmadığından reddedilmiş ve bu red kararı
26.3.1996 tarihinde kesinleşmiştir. O halde artık derdestlik itirazının
konusunu oluşturan dava ortadan kalktığı için Hukuk Usulü Muhakemeleri
Yasasının 194. maddesine uygun, karar verilemeyeceği gibi, evlilik bağına
ilişkin kararların tanınması hakkındaki sözleşmenin 10. maddesini uygulama
olanağı da kalmadığından sözleşme hükümleri de uygulanamaz.
Diğer taraftan, derdestlik itirazı bir dava şartıdır. Dava şartının
noksan olmasına rağmen esasa girilmiş ve dava sırasında o dava şartı
noksanlığı ortadan kalkmış ise hüküm anında bütün dava şartları tamam
olduğundan davanın esası hakkında bir karar verilmesine engel oluşturmaz.
(Y.H.G.K. 22.3.1995 Tarih E.1994/5-835, K.1995/215)
Davamızda da, dava şartı noksanlığı ortadan kalktığından, taraflardan
delillerinin sorulup toplanması davanın esası hakkında bir karar ittihazı
gerekir.
Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı
gerektirmiştir.
S O N U Ç : Temyiz olunan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine duruşma için takdir olunan
20.000.000 Tl. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
oybirliğiyle karar verildi. 11.11.1997 (Sa.)