Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma

Hukuk Genel Kurulu 2010/2-270 E., 2010/298 K.
BOŞANMA

EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 6. Aile Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28.12.2007 gün ve 2006/402 E.-2007/1367 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.06.2009 gün ve 2008/4522 E.-2009/11612 K. sayılı ilamı ile;

(…Dava, boşanmaya ilişkin olup, davalı iddianın yerinde olmadığını savunmuştur. Toplanan delillere göre davalının, devamlı olarak davacıya ağır hakaretler ederek ve çanta ile vurmak suretiyle kişilik haklarına ağır saldırıda bulunduğu gerçekleşmiştir. Bu haksız tutum ve davranış karşısında davacı için boşanma davası açma hakkı doğmuştur. Davacının sadakatsiz hali mahkemece ağır kusur sayılarak dava reddolunmuştur. Oysa davacının sadakatsiz davranış içinde olması davalının ona mütemadi surette saldırıda bulunma hakkı vermez. Davanın bu sebeple reddi, neticesi bakımından davalıya bundan sonra da davacıya saldırma imkânı verir. Böyle bir düşünüş bizzat ihkakı hakka imkân vermek sonucunu doğurur. Somut olayda evlilik birliği temelinden sarsılmış (TMK.m.166/2) olup, iki taraf yönünden de devamı beklenemez. Bu itibarla boşanma kararı verilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile davanın reddedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olduğu”)

gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, boşanma istemine ilişkindir.

Davacı, davalı ile 45 yıllık evli olduklarını, iki müşterek çocuklarının bulunduğunu, davalının davranışları nedeniyle evlilik birliğinin çekilmez hal aldığını, davalının kendisine hakaretlerde ve fiili saldırıda bulunduğunu, son on beş senedir cinsel birlikteliklerinin olmadığını, davalının kadınlık görevini yerine getirmediğini, davalı ile ayrı yaşadıklarını belirterek boşanmalarına, lehine maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Yerel Mahkeme ilk kararında, davacının başka bir bayan ile ilişkisi olduğunun davalı tarafından öğrenilmesinden sonra bundan kaynaklanan anlaşmazlıklar ve tartışmalar yaşandığı, davacının sadakat yükümlülüğüne uymamak suretiyle kusurlu olduğu, diğer iddiaların da sabit olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.

Özel Daire, yukarıda açıklanan nedenlerle kararı bozmuştur.

Yerel Mahkemece, her iki davacı tanığının beyanında geçen, davalının davacıya hakareti ve çanta ile vurma olayının bir buçuk yıl öncesine ait olaylar olduğu, bu olayların uzun süren bir evlilikte davalının eşinin sadakatsizliğini, başka bir bayan ile ilişkisi olduğunu öğrendiğinde duyduğu öfkeyi kontrol edememesi sonucu meydana geldiği, bu olaylardan başkaca sürekli hakaret ve fiili saldırının olduğuna ilişkin delil bulunmadığı, söz konusu olayların sadakatsiz kocaya tepki niteliğinde bulunduğu kanaatine varıldığı ve davanın kusurlu tarafça açıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’ndaki görüşme sırasında, işin esasına geçilmeden önce, yukarıda anlatılan olayların gelişimine göre, temyize konu kararın gerçekte bir direnme kararı mı, yoksa bozulan önceki kararda dayanılmayan yeni olgulara ve başka bir gerekçeye dayalı yeni bir hüküm mü olduğu hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.

Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir. (HUMK.429 mad.)

Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir delile dayanması ve ilk kararda hiç yer verilmemiş değerlendirmeleri bozmada işaret olunduğu şekilde yapmış olması; böylece bozmadan esinlenerek oluşturduğu değişik gerekçeyle karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.

Somut olayda da; Yerel Mahkemece, ilk kararda direnildiği belirtilmiş ise de; verilen ilk kararda davalının davacıya hakareti ve çanta ile vurma olayından söz edilmezken; direnme kararında, bozma ilamından esinlenilerek gerekçe değiştirilmiş, davalının davacıya hakareti ve çanta ile vurma olayının bir buçuk yıl öncesine ait olaylar olduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiştir.

Bu durumda, temyize konu kararın, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429/3. maddesi anlamında bir direnme kararı değil; bozma kararından etkilenilerek oluşturulmuş yeni bir hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.

Kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi ise Hukuk Genel Kurulu’na değil, Özel Daireye aittir.

Bu nedenle dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

SONUÇ: Davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 02.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.