Boşanma Maddi Manevi Tazminat

YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu 2010/2-280 E.N , 2010/314 K.N.

İlgili Kavramlar

BOŞANMADA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
BOZMAYA UYMA VEYA DİRENME

İçtihat Metni

Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla; Çanakkale 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 14.4.2009 gün ve 2009/75 E. 168 K. sayılı yeni hüküm daireye kararını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan çıkan 18.11.2009 gün, 2009/2-521 Esas, 2009/547 Karar sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davalı-karşı davacı Neşe Canseven Pehlivan vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu’nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 4/b-1 maddeleri gereğince takdiren 172.00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 9.6.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Davacı koca tarafından davalı kadın aleyhine eldeki boşanma davası açılmıştır. Davalı kadın da karşı davasında boşanma talebinde bulunmuş ayrıca iştirak nafakası ile maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. Mahkemece toplanan delillere göre koca boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu görüldüğünden kocanın açtığı boşanma davasının reddine,kadının açtığı boşanma davasının kabulüne ve kadın lehine 20.000 T.L. manevi 15.000 T.L. maddi tazminata hükmedilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.

Davacı koca kendisinin de boşanmak istediğini boşanma kararına bir diyeceğinin bulunmadığını ancak kendisinin açtığı boşanma davasının kabul edilmesi gerekirken davalı-karşı davacı kadının açtığı davanın kabul edilmesinin doğru olmadığını, kabul kararının dayanağının geçersiz olduğunu (yani boşanmaya neden olan olaylarda kusurunun bulunmadığını) belirterek kararın bozulmasını istemiştir.Davacı kadın da kararı tazminatların az verilmesi yönünden temyiz etmiştir.

Özel Daire bozma ilamında aynen şu hususu belirtmiştir(“…1-Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davalı-karşılık davacı kadının davasının da reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığına işaret edilmekle yetinilmiştir.

2-Temyiz nedenlerine hasren yapılan incelemeye gelince;

A)Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı kocanın ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

b)Boşanmaya neden olan olaylarda 1. bentte belirtildiği gibi davacı-davalı kocanın bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 174/1-2.maddesi koşulları kadın yararına gerçekleşmemiştir. Kadının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü bozmayı gerektirmiştir.”)

Görüldüğü gibi Özel Dairenin boşanma davasının kabulü yönünde herhangi bir bozması (boşanma yönünden bir temyiz bulunmadığı gerekçesi ile) yoktur. Oysa davacı-karşı davalı kocanın bu yönde temyizi vardır.Koca kendisinin de boşanmak istediğini boşanma kararına bir itirazının olmadığını ancak kendisinin davasının kabul edilmesi gerektiğini, kabul kararının dayanağının geçersiz olduğunu temyizinde söylemektedir. Davacı kocanın bu temyizi karşısında boşanma kararının temyiz edilmediğini söylemek yukarıda belirtilen olgulara uymamaktadır. Ancak Özel Daire bozma ilamında belirtilen hususlar dışında kararın diğer bölümlerine bozma kapsamı dışında bıraktığından boşanma kararı ve kararın gerekçesi artık taraflar arasında kesin hüküm oluşturmuştur. Yani boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı kocanın tam kusurlu olduğu kesinleşen mahkeme kararı ile saptanmıştır.Boşanmaya neden olan olaylara davayı tüm taleplerde (olayımızda maddi ve manevi tazminat talepleri) artık kocanın tam kusurlu olduğu kabul edilerek sonuca varılacaktır. Kesin hükme rağmen yeniden boşanma dışındaki taleplerle ilgili kusur incelemesi yapılması kesin hüküm kuralına aykırıdır. Hüküm fıkrası ile sıkı sıkıya bağlı olan gerekçenin de kesin hüküm teşkil edeceği yargısal uygulamada ve doktrinde sapma olmaksızın kabul edilmektedir. Özel Dairenin eskiden beri uygulaması bu yöndedir. Örneğin 2.Hukuk dairesi 11.2.1982 gün ve 8582/1186 sayılı kararında hakimi hükmü vermeye hukuken zorlayan gerekçenin kesin hüküm niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. (Y.K.D. 1982/6-784-786). Keza Özel Daire başka bir kararında yoksulluk nafakasının boşanmanın eki niteliğinde olduğunu, bu nedenle boşanma kararı ve onun gerekçesi ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu, boşanmada kusur unsuru tespit edilmiş ise bu hususun kesin hüküm ve bunun sonucu olarak kesin delil oluşturacağını, hüküm fıkrası ile gerekçesi arasında zorunlu bir bağ varsa hükmün gerekçesinin de kesinlik kazanacağını, kesinlik kazanan bir hükmün sonuçlarının ancak yargılamanın iadesi yolu ile mümkün olduğunu, bunun dışında hükmün (dolayısı ile gerekçenin) sonuçlarını kaldırmanın mümkün olmadığını, boşanma davasıyla kesinleşen kusurluluk olayının yoksulluk nafakası için de kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağını açıkça belirtmiştir. (Y.2.H.D. 10.2.1993 668/1096- Esat Şener-Nafaka 1994 130-131 Baki Kuru-Hukuk Muhakemeleri Usulü 2001cilt-5 sayfa 5050-5053)

Somut olaya gelince; Özel Daire kararında da belirtildiği gibi boşanma kesinleşmiş olup bunun sonucu davacı kocanın boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu hususu da boşanma ile birlikte kesinleşmiştir. Bundan sonra davacı-karşı davalı kocanın kusur durumu tazminat davası ile ilgili olarak araştırılamaz ve tartışılamaz.Bu kesin duruma rağmen Özel dairenin kesinleşen hükmün aksine olayda davacı-karşı davalı kocanın kusurunun bulunmadığını belirtmesinin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle boşanma kararının verilmesinden ve bozma kararından sonra davacı-karşı davalı kocanın dosyaya konulan aile kayıt tablosuna göre başka bir kadınla evlenmiş olmasının kusur durumunu etkileyip etkilemeyeceği yolunda bir inceleme yapılması sonuca etkili değildir. Çünkü Özel Dairenin de yeni delil durumuna göre lehe veya aleyhe kesinleşen kusur durumunu değiştirmesi mümkün değildir. Yapılacak iş kesinleşmiş olan davacı-karşı davalı kocanın tam kusuru esas alınarak buna göre tazminat miktarının saptanmasıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın Özel Daireye gönderilmesi yönünde verilen karara katılamıyorum. Bu nedenle karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği düşüncesindeyim.