Boşanma Katılma Alacağı Davası

YARGITAY
8. Hukuk Dairesi 2009/2061 E.N , 2009/3690 K.N.

İlgili Kavramlar

DAHA ÖNCEKİ BEYANLARIN ETKİSİ
KATILMA ALACAĞI

Özet
DAVACININ BOŞANMA DAVASI SIRASINDA İSTEDİĞİ NAFAKA DIŞINDA MADDİ MANEVİ BAŞKA İSTEĞİNİN OLMADIĞI BEYANI, BOŞANMA DAVASININ EKİ NİTELİĞİNDE OLMAYAN MAL REJİMİNDEN KAYNAKLANAN DAVALAR YÖNÜNDEN BAĞLAYICI DEĞİLDİR.
İçtihat Metni

Hülya ile Hüseyin aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair (Bakırköy Sekizinci Aile Mahkemesi)’nden verilen 20.11.2008 gün ve 181/724 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı Hülya vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmazlar ve otomobil nedeniyle fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydı ile cem’an 50.000,00 YTL alacak isteğinde bulunmuştur.

Davalı Hüseyin vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, taraflar arasındaki boşanma davasında davacının nafaka dışında maddi ve manevi bedel isteği olmadığını bildirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, mal rejiminden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir.

Davacının boşanma davasının 17.05.2007 tarihli yargılama oturumunda “…her ay 2.000 YTL yoksulluk nafakası istiyorum, bunun dışında maddi ve manevi başka bir isteğim yoktur…” şeklindeki ifadesi, TMK’nın 174. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat ile aynı Kanun’un 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakasına ilişkindir. Yargıtay HGK’nın 27.05.2009 gün 2009/2-158 Esas 2009/217 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi, bu tür açıklamalar boşanma davasının eki niteliğinde olmayan mal rejiminden kaynaklanan alacak davaları yönünden bağlayıcı nitelikte değildir. Davacının boşanma davasındaki yukarıda açıklanan beyanı, sadece değindiği hususları kapsar. Bu durumda mahkemece, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanıp, tartışılıp, değerlendirilerek uyuşmazlığın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK’nın 428. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.