Ankara Boşanma Avukatı

YARGITAY
3. Hukuk Dairesi 2009/19000 E.N , 2009/20481 K.N.

İlgili Kavramlar

TEDBİR NAFAKASI

Özet
AYRI YAŞAMADA HAKLI OLAN EŞ, DİĞER EŞTEN TEDBİR NAFAKASI İSTEYEBİLİR. NAFAKA MİKTARININ BELİRLENMESİNDE EŞLERİN EKONOMİK DURUMU ESAS ALINMALIDIR.
İçtihat Metni

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Dava dilekçesinde; tarafların 1987 yılından beri evli oldukları, davalı kocanın açtığı boşanma davasının reddedildiği, kararın Yargıtay’ca onanarak kesinleştiği, buna rağmen ortak yaşamın kurulamadığı, davalının başka bir kadınla birlikte yaşaması nedeniyle hiçbir maddi katkısının da bulunmadığı ileri sürülerek aylık 1.000 TL tedbir nafakasına hükmedilmesi istenilmiştir.

Mahkemece; tarafların her ikisinin de öğretmen olduğu, davacının halen davalı ile yarı yarıya hisseti olan evde oturduğu, davalı kocanın ortaklığı giderilmesi istemiyle dava açtığı, davacının da tahliye tehdidi nedeniyle zarurete düşeceği iddiasıyla nafaka talep ettiği, ancak muhtemel zaruret hali iddiasının hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

TMK’nın 186/3. maddesinde; eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar, hükmü yer almıştır.

Aynı Yasa’nın 197. maddesinde; ayrı yaşamada haklı olan eşin diğer eşten tedbir nafakası isteyebileceği düzenlenmiştir.

Somut olayda; davacı (kadın) ayrı yaşama hakkına dayalı olarak tedbir nafakası istemektedir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği, davalı (koca), birliğin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Zira evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gerekli bazı ortak giderler mevcuttur. Bu giderlere örnek olarak, kira parası, yakıt parası, elektrik, telefon ve su parası gibi giderler gösterilebilir. Giderlere katılmada ise; eşlerin “güçleri” ölçü olarak esas alınmalıdır. Davacı (kadın)ın geliri bulunması, emekli olması, gelirlerinin davalıyla denk olması, hatta davalının gelirinden daha fazla olsa bile, davalı (koca)yı ortak giderlere katılma yükümlüğünden büsbütün kurtarmaz, bu durum sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabilir. Keza, davacı (kadın)ın belirli ve sürekli bir gelirinin olması, ona tedbir nafakası bağlanmasını engelleyici bir hal değildir.

Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.

Somut olayda; davalının açtığı boşanma davasının reddedildiği, davadan sonra tarafların biraraya gelmedikleri, davalının birlikte yaşamı yeniden tesis etmek için herhangi bir girişiminin olmadığı, dolayısıyla davacının ayrı yaşamakta haklı olduğu anlaşılmaktadır.

O halde; yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilerek davacı öğretmen olarak çalışıyor olsa dahi, az da olsa hakkaniyete uygun bir miktarda nafakaya hükmetmek gerekirken, istemin tümden reddi doğru değildir.

Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.